7 Mart 2012 Çarşamba

ÖKSÜRÜK




ÖKSÜRÜK


Çoğunlukla, göğüs, boğaz veya karın boşluğunda meydana gelen bir rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkan öksürüktür.
3 grupta toplanır. - Kuru öksürük Nezle, boğaz iltihabı, bademcik iltihabı, fazla sigara içmek, sindirim bozuklukları, gastrit, ishal, kabızlık, bağırsak solucanları, kalp hastalıkları ve ses tellerinin hastalanmasından kaynaklanan öksürükler balgamsızdır, yani kuru öksürüktür. - Nöbet şeklinde gelen öksürükBu çeşit öksürük, boğmaca veya ciğer şişmesi; gırtlak veya hava borusunun tahriş olması, veya astımdan kaynaklanır. Bu çeşit öksürükte pek az balgam görülür. - Balgamlı öksürük Bu çeşit öksürük, sık sık tekrarlar. Hastada hırıltı vardır. Balgam çıkarır ve nefesini dışarı vermekte zorluk çeker. Balgamlı öksürük; Bronşit, astım, sinüs iltihabı, müzmin sinüzit, kalp hastalıkları veya tüberküloz'un bir işareti olabilir. öksürük, nasıl olursa olsun, ihmal edilmemesi ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır



ŞİFALI BİTKİLERLE TEDAVİ:

Andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse öksürüğü dindirir, balgamı söker.


Ardıç taze meyvelerinin ezilmesi ile elde edilen şurup öksürüğe çok iyi gelir.


Böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler halinde kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler, öksürüğe, iyi gelir.


Ebegümeci göğsü yumuşatır. Öksürük kesici olduğundan bronşite ve nezleye iyi gelir. Bulantı ve kusmalara karşı da yararlıdır.


Gelincik çiçeklerinden yapılan şurup, ağrıları dindirici ilaç olarak kullanıldığı gibi öksürüğe ve öksürük gıcığına etkilidir.


Ihlamur çayı kronik öksürüğü keser. Ter ve balgam söktürücüdür.



Kenevir çayı balla tadlandırılıp içilirse, öksürük boğmaca ve ses kısılmasına iyi gelir.


Kırmızı yaban mersini yapraklarından yapılan şurup öksürüğe etkili olur.


Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay kanlı öksürük ve kan kusmaya çok iyi gelir.


Meyan kökü şurubu öksürüğe iyi gelir.Yaban eriği ezilerek şekerle pişirilirse öksürüğü yok eder.

Gülhatmi, balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Nezle ve öksürükten kaynaklanan şikayetleri giderir. Boğaz, bademcik ve diş eti iltihaplarında kullanılır. Barsak iltihaplarında etkilidir.

İncir, bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.


http://www.medikalsozluk.com/-
cocuk/oksuruk.asp


http://www.ilahi-tr.org/alternatif-tip/671-sifali-bitkiler-oksuruk-icin.html

PAPATYA


PAPATYA

Latince adı: Anthemis nobilis
İngilizce: Camomile
Almanca: Kamille
Özellikleri: Sinüzit ● antidepresan (regl dönemlerinde) ● saç rengini açma ● saç derisindeki kaşıntılara karşı ● sağlıklı diş etleri için

Papatya, sinüzit şikayeti olanlara mükemmel bir çözüm getirmektedir. Uygulaması çok kolaydır. Yıllardır sinüzit şikayeti olan bir çok insana papatya uygulamasını önerdiğimde, sonuç, öylesine başarılıydı ki, uygulayan her kişinin mutluluğu, benim bu probleme çözüm getirmiş olabilmenin sevincine sevinç katıyordu.

Sinüzite karşı kullanacağınız papatyayı, aktarlardan, eczanelerden veya marketlerden temin edebilirsiniz. Ancak, marketlerde poşet çay türünde satılan papatya çayları yeterli derecede etkili olmamaktadır. Bu nedenle aktarlarda açık olarak satılan kır papatyası hem çok daha ucuz hem de çok daha etkilidir. Kır papatyasının da kendi aralarında çok farklı türleri bulunmaktadır.

Pek çok bayan regl dönemlerinde depresiftir. Regl dönemleri boyunca hergün tok karna demleyip içecekleri bir bardak papatya çayı, depresif durumlarına büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Papatya, adeta regliden dolayı sıkıntılı ve depresif dönem geçiren bayanlar için özel olarak yaratılmış bir bitki çeşididir.

Mide ülseri şikâyeti olanlar, papatyayı rahatlıkla bitkisel çay olarak içebilirler. Özellikle çiçeklerinin içerdiği alfa-bisabolol maddesi ülsere karşı (antiulcer) etkilidir. Bu etkin madde aynı zamanda mide yanmasına karşı da etkisini göstermektedir. Yapraklarında ve saplarında bulunan azulene maddesi de mide ülserine karşı etkilidir. Özellikle kır papatyasının yapraklarında ve saplarında bulunan apigenin maddesi, bayanların regl dönemlerindeki depresif durumlarına karşı etkili olan birkaç etkin maddeden biridir. Karaciğeri koruyan herniarin maddesi kır papatyasının tipik etkin maddelerinden biridir. Ayrıca, karaciğerin arındırılmasındaki rolü sinapic asitten kaynaklanmaktadır. Kır papatyasının zaman zaman bitkisel çayının içilmesi, karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışmasında ve karaciğerin arındırılmasında (hepato-detoxification) etkin rol oynamaktadır.

Papatyaları mevsiminde siz de toplayabilirsiniz. Çicekleri tam olarak açtıktan sonra en geç on gün içinde toplanmalıdır. Çok fazla beklemiş veya beyaz çiçek yaprakları kısmen dökülmüş olanları toplamayınız.
Bu güleryüzlü çiçekleri topladıktan sonra, tahta veya bir bezin üzerinde açık havada ve gölgede kurutmak gerekir. Kuruturken, naylon veya benzeri sentetik malzeme üzerine kesinlikle sermeyiniz. Kuruduktan sonra cam kavanozda ve ışık almayan kapalı dolapda koruma altına almak gerekir. Araç trafiğinin yoğun olduğu yol kenarlarında yetişenleri tercih etmeyiniz. Kurutacağınız papatyaları, belki tozludur diye kesinlikle yıkamayınız.

Sağlıklı diş etlerine sahip olmak mı istiyorsunuz? Bir su bardağı suda 5 dakika bir tutam (4-5 gram) kır papatyasını demleyiniz ve süzünüz. Ilıdıktan sonra diş fırçanızı daldırarak dişlerinizi fırçalayınız (diş macunu ile önceden fırçalamadan). Dişlerinizi fırçalarken ara ara fırçayla diş etlerinize fazla bastırmadan hafif hafif fırçalayınız. Demlediğiniz papatya çayı bir defalık kullanım içindir. Ayda iki-üç defa uygulamanız yeterli olacakdır.

Kür 1: Sinüzite karşı
Tencerede yaklaşık yarım litre suyu kaynama noktasına getiriniz. İki tutam (yaklaşık 9-10 gram) kurutulmuş papatyayı veya 4 poşet papatyayı hafif hafif kaynamakta olan suyun içine atınız. Başınızı havlu ile örterek, yüzünüzü buharına tutarak burnunuzdan nefes alıp veriniz. Arada ağzınızdan da nefes alıp veriniz. Bu uygulamayı 5 dakika tatbik ediniz. 5 dakika tamamlandıktan sonra yarım saat ara verip tekrar beş dakika aynı şekilde başınızı havlu ile örterek uygulayınız. Ertesi gün aynı şekilde 5 dakika uygulayıp yarım saat ara veriniz ve tekrar 5 dakika uygulayınız. Akıntının gelmeye başladığı gün, 3 gün ara veriniz. Bazı durumlarda ilk günün ilk beşinci dakikasında akıntı gelmeye başlar. Bazı durumlarda ise ikinci veya daha sonraki günlerde akıntı gelmeye başlar. Yeterli rahatlama sağlandıktan sonra ileri tarihlerde zaman zaman uygulama tekrar edilebilir.

Kür 2:
Bayanların depresif geçen regl dönemlerine karşı
Regl dönemleri boyunca hergün tok karna, demleyip içecekleri bir bardak papatya çayı, depresif durumlarına büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Eğer, regl döneminden üç gün önce başlanırsa çok daha etkili olacaktır. Bu kürü uygularken dikkat edilmesi gereken nokta, papatya çayının tok karna içilmesidir. Öğle veya akşam yemeğinden yarım saat sonra içmek en uygun zamanlamadır.


Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Öncelikle bilmeniz gereken nokta, kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Bu kitabın içindeki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu.Bitkilerle gelen sağlık

Anadolu toprakları ve bitki örtüsü-1


Anadolu toprakları ve bitki örtüsü-1
Değerli okuyucu, uzun yıllara dayanan araştırma sonuçlarımı, arkasında yalnızca kendimi kaynak olarak gösterdiğim bilgilerimi sizlerin ilgisine ve faydasına sunuyorum.İlk yazımda tüm araştırmalarıma temel teşkil eden Anadolu topraklarının özelliğini ve ayrıcalıklarını sizlerle bir parça da olsa paylaşmak istiyorum. İlerleyen günlerdeki yazılarda da detaylara yer vereceğim.Her biri iki ile üç milyon yıl sürmüş olan buzul çağlarının sonuncusu Anadolu topraklarını etkilememiştir. Bu ne demektir? Ve ne işe yarar? Tıpkı bir derin dondurucuda mikropların ürememesi gibi buzul altında kalan bitkilerin de gelişmesi sözkonusu olamaz. O halde her toprağa dökülen tohumun bir sonraki bahar mevsiminde yaşamına devam etmesi süreci ve bu sürecin vazgeçilmez özelliği olan genetik yapılarının mükemmele doğru gelişme evresi sadece ve sadece Anadolu topraklarında vücut bulmuştur. İşte Anadolu’nun bitki florasını ve toprağının da mikrobiyolojik yapısını ve de ekolojik adaptasyon gücünü vazgeçilmez, mükemmel ve rakipsiz kılan da budur. Anadolu topraklarının çok özel ve çok kıymetli tohumları var idi. Domates, salatalık, biber Diyarbakır’ın karpuzu, Çankırı’nın eriği, bölgesel kavun türleri ya da yafa portakalı istenildiği kadar ve birçoğu bitti, yok oldu, bitirildi...Bu muhteşem tohumların mahsullerinin hastalıklara karşı hem içerdikleri koruyucu ve önleyici ana etkin maddeler hem de hiçbir yapay müdahaleye uğramamış olmalarından dolayı sağladıkları mucizevi etkileri müdahale görmüş, kısırlaştırılmış ya da genleriyle oynanmış tohumlarda tamamen kaybettiler hatta ve hatta zarar verir hale geldiler. Az sonra değineceğim. Gelişmiş ülkeler, bizim eşsiz tohumlarımızı ülkelerine götürdüler. Genleriyle oynayarak veya kısırlaştırarak ancak verimliliğini artırarak geri getirdiler. Bu yüksek verimli tohumlar başta çok cazip geldiği için tercih edildi, yıllarca ithal edildi.
Sonuç; yıllar yıllar boyu ithal edilen tohumlar sayesinde:
1-Milyarlarca dolar boşu boşuna yurt dışına gitti.
2-Tohum cenneti ülkemizde dışarıya bağımlı bir hal aldık.
3-Elimizdeki hazine değerindeki doğal tohumlarımız yok oldu.Şu an tüketmekte olduğumuz gıdaların transgen (genleriyle oynanmış) ve ebter (kısır) tohumlar olmasının ne tür sakıncaları var birlikte bakalım:Öncelikle yöresel meyve-sebzecilik dolayısıyla geleneksel tarım yok oldu.Sebze ve meyvelerin tadı, kokusu, aroması, içerdiği etkin madde zenginliği ve çeşitliliği kayıp oldu. Bu mahsullerin tüketilmesinin uzun vadede insan sağlığını nasıl etkileyeceği konusunda bildiğimiz şeyler olmakla birlikte kesin sonuçlara halen ulaşılamadı.Bilinenler de ne yazık ki hiç iç açıcı bilgiler değildir. Örneğin kısır tohumlu ürünler sindirim sistemini olumsuz etkilemekte, vücutta ödem oluşumuna sebep olmakta, metabolizma hastalıklarının (şeker hastalığı, hipertansiyon v.b) oluşumuna sebep olmakta, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde yetersiz kalmasından dolayı KANSER gibi çok önemli hastalıkların artmasına sebep olmaktadır. Arıların ölümü, böcek türlerinin yok oluşu vb doğal dengeyi bozucu birçok olumsuzluğun sebebi de yine aynı başlık altındadır.Dünya çapında meydana gelebilecek olağan üstü durumlarda kimden neyi nasıl temin edeceğimiz endişesi de çabası..İlk yazımda sizlere vurucu noktaları aktarmaya çalıştım. Devamında buluşmak dileğiyle... Sağlığınız daim olsun...
GÜNÜN KÜRÜ
Antibiyotikleri boğaz ve bademcik enfeksiyonlarına karşı koruyucu ve önleyici olarak kullanamayız. Ancak bir hekim kontrolünde teşhisten sonra kullanabilirsiniz. Oysa adaçayı koruma ve önlemede rahatlıkla kullanabileceğiniz muhteşem bir bitkidir. Ağız hijyenini sağlamada, bademcik ve boğaz enfeksiyonuna karşı önleyici ve koruyucu gücü mükemmel olan adaçayının gargarası ve kürünü öneririm.Yaklaşık bir bardak suda bir tutam adaçayı (4-5 gr) 10 dakika kısık ateşte demlenir.Akşam yatağa giderken, çocuklarınızı okula uğurlarken günde iki-üç kez gargara yapınız. Hazırladığınız gargarayı 48 saat rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ancak adaçayının içiminde hamileler ilk 3 ay için çok dikkatli olmalıdır. Düşük yapma riskini artırabilir. Mühim Not: Bir şikâyetiniz var ise hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz. Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı yoktur, destekleyici ve yardımcı tedavi amaçlıdır.
SORU - CEVAP
Soru: Sayın hocam söylemiş olduğunuz değişik kürleri aynı anda mı uygulamamız lazım yoksa teker teker biri bitince öbürüne mi başlamamız lazım?
Cevap: Hiçbir kürü aynı anda uygulamayınız. Alışkanlık haline getirmeyiniz. Bir kür bittikten sonra ikinci bir küre geçebilmeniz için de en az üç gün ara vermeniz gerekir. Sağlıklı günler dilerim.
Soru: Benim iç guatr sorunum var, brokoli kürünün faydası olur mu?
Cevap: Brokoli kürü iç guatr şikâyetlerinde etkili değildir. Ayrıca, guatr ve tiroid hastalarının beyaz lahana, brokoli ve karnabaharı çiğ olarak tüketmemelerini öneririm.
Soru: Hocam ben 12 yaşındayım. Başımın ve vücudumun bazı yerlerinde kızarıklar çıktı ve doktorum sedef olduğunu söyledi, ilaç kullandım geçmedi. Annem TV’de sizi izlemiş, bol bol kuru üzüm çekirdeğini ezip bol bol yiyin demişsiniz bana bunu açıklar mısınız?
Cevap: Merhaba, siyah kuru üzüm çekirdeği sedefe bağlı kaşıntılarda etkilidir. Sedefin doğrudan tedavisinde etkili değildir. Sedef üzerine olan araştırmalarım devam etmektedir. İnşallah tamamlandığında açıklayacağım. Çekirdekli siyah kuru üzümün tüketimi günde 25-30 taneyi geçmemelidir. Bir hafta her gün kullanılır. Daha sonra ihtiyaca göre tekrarlanabilir.
Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu.Bitkilerle gelen sağlık

Anadolu toprakları ve bitki örtüsü-2


Anadolu toprakları ve bitki örtüsü-2
Değerli okuyucu, 28 Ekim 2008 tarihli yazımda yüzlerce çeşit doğal tohumlarımızın nasıl kaybolup gittiğini ve yerlerini ebter (kısır) tohumlara terk ettiğini ve de bunun sonuçlarının insan ve hayvan sağlığını nasıl olumsuz etkilediğini anlatmaya çalıştım. Sadece bununla da kalmayıp toprağı ve çevre bitkileri de değiştirdiğini vurgulamış, hastalıklardaki artışın birinci sıradaki sebebini kısır (ebter) ve transgen tohumlara bağlamıştım.Anadolu toprakları bölge bölge marka ürünlere sahipti. Çengelköy salatalığı, Diyarbakır karpuzu, Heybeli kavunu, Çukurova’nın yafa portakalı, Kızıllı zeytini, İspir fasulyesi, sırık domatesi, yamula patlıcanı, Çankırı eriği, Karakılçık buğdayı gibi ve daha yüzlerce doğal tohum ve ürünleri kaybolup gitti. Artık pazar yerlerinde onları bulamıyoruz. Yüzlerce yıllık geleneksel tarımın ortadan kalkmasıyla Anadolu’nun muhteşem doğal tohumları da yok oldu. Yok olan bu tohumlar bizim kültürümüzdü.
Beslenme bir kültürdür
Sağlıklı veya dengeli beslenmeden bahsediliyor. Ancak sağlıklı besin varsa sağlıklı beslenmeden bahsedilebilir. Kaldı ki, sağlıklı beslenmenin temelini “beslenme kültürü” oluşturur. Ülkemizde beslenme kültürü son onbeş yıl içerisinde hızla değişti. Japonların, İtalyanların, Çinlilerin, İskandinavların değişmeyen beslenme kültürleri vardır. Çin, Japon veya İtalyan mutfağını bilmeyenimiz yoktur. Peki, bizim zengin mutfağımıza ne oldu? Sokak aralarında sıkışıp kaldı, lokantalarımız da birer birer yok oldular. Yerini, caddelerde döner kesen, kebabı ekmek arası yapanlar aldı. Birer adım ötelerinde de baklavacılar, cezeryeciler veya lokumcular. Osmanlı’nın zengin mutfağını, büyüklerimizden dinler olduk ve bu zengin milli beslenme kültürümüzü de tarihe gömdük.
Neyi arıyoruz?
Son birkaç yıldan beri organik tarım modası başladı. İnsanlarımız, organik tarım ürünlerinin satıldığı pazar yerlerini arıyor. Nedir organik tarım? Sentetik gübre, hormon ve zirai ilaç kullanılmadan üretilen sebze, meyve, tahıl veya bakliyattır deniyor. Bu doğrudur. Ancak, organik tarımda kullanılan tohum da kısır (ebter) tohumdur.
Beslenme kültürünü değiştiren insan erken hastalanır
İnsan, doğanın bir parçasıdır. Yaşadığı bölgenin ürünleriyle (sebzesi, meyvesi, tahılı, bakliyatı, yağı ve eti) beslenir. Bu besinler onun beslenme kültürünü oluşturur. Bu beslenme şekli, çocukluğundan gelişimini tamamladığı döneme kadar metabolizmasının çalışma düzeni üzerinde etkin rol oynar. Yani, temeli bu kültüre bağlı olarak atılır ve inşa edilir. Beslenme kültüründeki sapmalar veya radikal değişiklikler, metabolizmanın farklı çalışmasına neden olabileceğinden rahatsızlıkların erken yaşlarda ortaya çıkmasında etkili rol oynayabilecektir. Mecbur kalmadıkça beslenme kültürünüzü değiştirmeyiniz.
Kültür, bir milletin tarih önündeki sağlam duruşudur
Tarihi Safranbolu evleri. Şimdilerde yaşamadığımız ve yaşatmadığımız bir kültür. Son yirmi yıl içerisinde o kadar değişik kültürümüzü tarihe gömdük ki... Tarihiyle övünmeyi seven bir milletiz. Japonya’da hangi eve girerseniz giriniz, her santimetre karesi Japon kültürüdür. Mutfağından salonuna banyosuna kadar. Ne yayla, ne otacı, ne hamam, ne halıcılık, ne de beslenme kültürümüz kaldı. O muhteşem Türk Sanat Müziği kültürümüzü bile nostalji yaptık. Zaman zaman sesi güzel olan birileri çıkıp yirmi-otuz yıl öncesinin parçalarından bir nostalji kaseti çıkarıyor. Duygulanmakla kalıyoruz. Yaşamıyor ve yaşatmıyoruz.
Ülkemizin marka bitkileri
Bir sonraki yazımda Anadolu topraklarına özgü, tıbbi aromatik bitkilerimizi, sebze, meyve, bakliyat ve tahılımızı ayrı ayrı tanıtmaya başlayacağım. Her birinin kür olarak kullanıldığında insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini ve hastalıklara karşı önleyici, koruyucu ve yardımcı tedavi gücünü öğreneceksiniz.
Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu.Bitkilerle gelen sağlık

NAR



NAR

Günün Kürü:

Nar mevsimindeyiz. Bu meyve, yüksek tansiyon hastalarının yardımcısıdır. Öğleden evvel ve sonra içilecek birer çay bardağı taze sıkılmış nar suyu, yüksek tansiyonun dengelenmesinde iyi bir destekleyicidir. Böbrek ve dişeti iltihaplarında da oldukça etkilidir. Günde iki ya da üç kez taze sıkılmış bir çay bardağı nar suyunu ağzınızın içinde bekleterek içiniz. Nar suyunun tek veya birkaç içimde değil, yudum yudum, küçük ölçeklerde tüketilmesi çok önemlidir.Narın barındırdığı antiseptik, antibakteriyel ve de antiinflamatuvar maddeler buruk ve kekremsi tadı oluşturan tanelerin bağlı olduğu, o yüzlerce kırmızı boncuğu birbirine bağlayan etli kısımlarda bulunmaktadır. Dolayısıyla narı tanelerini dış kabuktan ayırarak tüketmek doğru olmayacaktır. En uygun kullanım şekli narı, limon ya da portakal gibi sıkıp içmektir. Sıkma esnasında etli kabuğunda bulunan zengin antiseptik, antibakteriyel ve antihipertansif (tansiyon düşürücü) etkin maddeler suyuna geçer.

Dikkat: Nar tanelerini çekirdeğiyle tüketmenin kabızlığa neden olabileceğini ve bağırsak hareketlerini kısıtlayabileceğini unutmayınız. Eğer düşük tansiyon şikâyetiniz varsa nar suyundan uzak durunuz. Nar suyu, kan basıncını düşürür. Düşük tansiyonu olanlar taze sıkılmış nar suyunu içtikten yarım saat sonra kendilerini yorgun hissetmeye başlayabilirler.

SORU - CEVAP

Soru: Oğulotunun depresyona iyi geldiğini duymuştum, acaba nasıl kullanmak gerekir?

Cevap: Oğulotunun diğer adı da melissadır. Oğulotu sakinleştirici özelliğe sahiptir. Kronik idrar yolları rahatsızlığını sık sık yaşayanların önleyici olarak kullanabileceği bir bitkidir. Depresyona karşı etkisi yok denecek kadar azdır. Sağlığınız daim olsun.

Soru: Hocam merhaba nasılsınız? Sizi dikkatle takip etmeye çalışıyorum. Size birşey sormak istiyorum. Boy uzatma kürünüz kitabınızda var mı? Şimdiden teşekkür ederim.

Cevap: Boy uzatma kürü kitaplarımda yoktur. Bu kürü sipariş vermek gerekiyor.

Soru: Göğsümdeki kitlenin fibrokistik olduğu söylendi. Brokoli kürünüzü kullanan bir arkadaşım tavsiye etti. Ben de uygulamaya karar verdim. Kitlenin çapında ilk 21 gün sonunda biraz küçülme oldu. Bu küre daha devam etmeli miyim?

Cevap: Fibrokistlere karşı önermiş olduğum brokoli kürü 2 kez 21 gün boyunca uygulanmalıdır. Her 21 günde bir 7 gün ara vermeniz gerekir. İkinci 21 gün tamamlandıktan sonra duruma göre dönem dönem 21 günlük kür uygulanır. Sağlığınız daim olsun.

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu.Bitkilerle gelen sağlık

Beyaz lahana 1 numara


Beyaz lahana 1 numara
Değerli okuyucu, size bugün öyle bir sebzeden bahsedeceğim ki, bu nimetin hikmeti saymakla bitmez. Yeter ki, onu ne zaman ve neye karşı kullanacağınızı biliniz... Bana sorsalar, “İnsan sağlığı üzerinde etkili olan en önemli üç sebzeyi önem sırasına göre sıralayınız” diye. Cevabım, birincisinden üçüncüsüne kadar hep beyaz lahana olurdu. Dördüncü ve beşinci sırayı brokoli ve kereviz alırdı. Beyaz lahana çok yönlü bir sebzedir. Onu her araştırmaya başladığımda yepyeni bir özelliğini buluyordum. Halen de araştırdı-ğım bir sebzedir. Onun kürünü yapmaya başladıktan sonra birkaç gün içerisinde vücudunuzdaki değişikliğin farkına varabiliyorsunuz. İçeriğinde öylesine güçlü etkin maddeler ki, işte bunlardan birkaç tanesi; u-vitamini, diindolmetan, izotiyosiyanat, glucoiberin, folacin, crocetin...
Selülite karşı etkili
Beyaz lahana kürü, yağ dokusunda birikmiş toksinleri vücuttan dışarı atar. Besinler üzerinden aldığımız toksinleri, vücudumuzdaki biyotransformasyon mekanizmasını harekete geçirerek dışarı atar. İlaçlarını aldıkları halde, kan şekerini düşürmekte zorlanan şeker hastalarının kan şekerini düşürmelerinde büyük yardımcıdır. Selülitleri önler ve yok eder. Kan dolaşımı bozukluğu şikâyetiyle sık sık karşılaşan orta ve ileri yaş grubunun imdadına yetişir. Kemoterapi ve radyoterapi almış hastaların tekrar direnç kazanmalarında yardımcıdır. Uyku apnesi çeken onlarca insan tanıdım. Bu insanlardan hâlâ teşekkür telefonları ve mailler geliyor. Bağırsak kanserini önleyici mükemmel bir güce sahiptir. Birinci derece akrabalarında kolon kanseri vakası olanlara yılda en az bir kez beyaz lahana kürünü yapmalarını öneririm. Beyaz lahana kürünün hangisini uygularsanız uygulayınız, hem antioksidan hem de hormon dengeleyici gücünden faydalanıyorsunuz demektir. Özellikle kadınların bacak ve baldır kısımlarında görülen kılcal damar çatlamalarına karşı da mükemmel bir önleyici güce sahiptir. Sürekli kulak çınlamanız (tinnitus) mı var? Bu şikâyete karşı da, mükemmel bir yardımcı çözüm getirecek olan yine beyaz lahanadır. Belirtilen rahatsızlıklar için hazırlama ve uygulama şekillerinin farklı olduğunu unutmayınız.
Kan şekerini dengeliyor
Beyaz lahana kürü öylesine koruyucu ve önleyicidir ki, birçok hastalığa karşı zırh giymiş gibi olursunuz. Şeker hastalığına yakalanma riskiniz var veya hekiminiz şekerinize dikkat ediniz uyarısı yaptı ise, kan şekerini dengeleyici ve düşürücü güce sahip beyaz lahana kürünü ihmal etmemenizi öneririm. Bahar yorgunluğuna karşı bulunmaz bir nimettir. Eğer bahar yorgunluğunu yaşamak istemiyorsanız, beyaz lahana kürünü ihmal etmeyiniz.Onun 15 günlük toksin atıcı ve dolaşımı düzenleyen kürünü her yıl en az iki kez uygularım. Şu sıralar, ben de beyaz lahana kürünü uyguluyorum.
Günün Kürü:
Kan şekerini düşürücü ve kan dolaşımı düzenleyici
Bir litreden az yarım litreden fazla (yaklaşık 750-800 ml veya dört su bardağı) kaynamakta olan suda yedi-sekiz tane beyaz lahana yaprağını, parçalamadan (doğramadan, bir bütün olarak) hafif ateşte on dakika ağzı kapalı olarak haşlayınız. Haşlama esnasında kapağı açarak, tahta bir kaşık yardımıyla yaprakların tamamının suyun içerisinde kalmasına özen gösteriniz. Ilıdıktan sonra haşlanmış beyaz lahana yapraklarını süzerek ayırınız ve aç karnına veya yemeklerden bir saat sonra sadece bir buçuk su bardağı içiniz. Aç karnına içilmesi daha etkilidir. Haşlanmış beyaz lahana yapraklarını tüketmenize gerek yoktur. Beş-altı gün uygulanacak bu kürde, beyaz lahananın her gün taze olarak hazırlanması gerekir. Bir defada her öğünden sonra bir buçuk su bardağını içmekte (tüketmekte) zorlanıyorsanız, bu taktirde gün boyu aralıklarla her defasında yarım su bardağı içerek de kürünüzü uygulayabilirsiniz. Eğer, kan şekeriniz zaman zaman yükseliyor ve dolaşım bozukluğu şikâyetleri de yaşıyorsanız, beyaz lahana kürü mükemmel bir takviyedir. Kan şekerinizin aşırı yükselmesine ve dolaşım bozukluğuna karşı da zaman zaman bir önleyici olarak uygulaya-bilirsiniz. Şeker hastalarının yılda 3-4 kez bu kürü uygulamalarında büyük fayda vardır. Değerli okuyucu, tekrar belirtmek isterim ki, bu kürü uyguladığınız için hekime gitmeye ya da kan şekerinizi kontrol ettirmeye gerek olmadığı düşüncesine kesinlikle kapılmayınız.
SORU - CEVAP
Soru: Tiroit fonksiyonlarım gayet normal ama 2 santimetreyi geçen nodüllerim var. Dereotu kürünü yapabilir miyim?
Cevap: Evet, yapabilirsiniz. En az 3 ay uygulanacak olan dereotu kürü, tiroid nodüllerinin de yok edilmesinde oldukça etkilidir. 3 ayda bir kez hekiminize giderek nodüllerinizi kontrol ettiriniz. Hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz.Soru: Tiroidim hızlı çalışıyor. İlaç da kullanıyorum. Dereotu kürünü uygulayabilir miyim?Cevap: Dereotu kürü, hızlı veya yavaş çalışan tiroid durumunda da uygulanabilir.
Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız
Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu.Bitkilerle gelen sağlık

Yorgunluğa karşı karanfil



Yorgunluğa karşı karanfil

Değerli okuyucu, karanfil Osmanlı mutfağının vazgeçilmez bir baharatıdır. Kuvvet macunlarında, aşurede karanfilden vazgeçilmez. Çiçekçilerin satışa sundukları ve halk arasında bilinen karanfil çiçeği ile hiçbir alakası yoktur. Anavatanı Endonezya ve İspanya olarak bilinir. Hindistan ve Sri Lanka’da bol miktarda yetiştirilir ve bu mutfakların vazgeçilmez baharatıdır. Avrupalılar karanfili turşu ve tatlılarında çeşni vermesi amacıyla kullanırlar.

Diş ağrısına karşı etkili

Karanfil ağacının tomurcuklarından elde edilen bu baharat, odunumsu ve koyu kahve-siyah renklidir. Yaklaşık iki-üç santimetre boya eriştiklerinde hasat edilirler. Anadolu’da halen çürük dişlerde ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Çürük dişin oyuğuna, ezilmiş kuru karanfilin bir parçası yerleştirilir veya da yağından bir damla damlatılır. Ağrı kesici gücünü içerdiği gallik asitten alır. Genel bir kural olmasa da lokantalarda içki kokusunu almak için masanıza bir çanakta karanfil sunulur.

İshale karşı

Onu ilk araştırmaya başladığım yıllar doksanlı yılların başlarıydı. Kuru karanfilde beni ilk şaşırtan, içeriğinde alpha-kadinol, alpha-kubeben ve maslinik asit etkin maddelerinin aynı anda bulunmasıydı. Bu üç ana etkin maddeyi başka hiçbir bitkinin çiçeğinde aynı anda bulamazsınız. Bu özellik karanfile özgüdür. Onun bu ayrıcalığı ishale karşı bu üçlünün bir arada bulunmasında saklıdır. Eğer ishal olduysanız hiç çekinmeden karanfil kürünü birkaç gün uygulayabilirsiniz. İshale bağlı karın sancılarını, bağırsak hareketliliğini kısa zamanda nasıl ortadan kaldırdığını hayretle gözleyebilirsiniz.

Direnci artırır

Karanfilin alternatifi yoktur. Onun sahip olduğu bazı özellikleri ve kimyası başka hiçbir bitkiyle veya baharatla mukayese edilemez. Kendinizi yorgun mu hissediyorsunuz? Zihin yorgunluğunuz da mı mevcut? Başınızda veya üzerinizde bir ağırlık mı hissediyorsunuz? Veya gergin misiniz? Bir bardak su kaynatın ve hemen sıcakken üzerine dokuz-on adet karanfil tanelerinden ilave ediniz. Beş-altı dakika bekledikten sonra karanfilleri içerisinden çıkarmadan yudum yudum içiniz. En geç on dakika sonra yorgunluğunuzun gittiğini, vücut direncinizin arttığını gözlemleyebilirsiniz. Çok daha önemlisi, günün yorgunluğuna bağlı zihin yorgunluğunuzun ortadan kalktığını daha dinamik düşünsel güce sahip olduğunuzu hayretle hissedebileceksiniz. Üzerinizdeki gerginliğin de yavaş yavaş ortadan kalktığını göreceksiniz. Karanfilin bu konudaki etkilerini daha da artırmak istiyorsanız, kendinize bir çay demleyip içerisine 10-12 adet karanfil atınız, birkaç dakika bekledikten sonra çayınızı yudumlayarak keyfini çıkartınız. İçtikten 5-10 dakika sonra zihin yorgunluğunuzun kaybolduğunu ve daha zinde olduğunuzu hayretle gözlemleyebilirsiniz. Bu amaçla uygulayacağınız karanfilli çayı haftada 3-4 defadan fazla uygulamayınız ve alışkanlık haline getirmeyiniz.

GÜNÜN KÜRÜ

İshale karşıSabah kahvaltısından bir saat sonra yedi-sekiz adet karanfil çiğnenmeden oda sıcaklığındaki bir- iki yudum suyla yutulur. Aynı gün akşam yemeğinden iki saat önce yedi-sekiz adet karanfil, oda sıcaklığındaki bir-iki yudum suyla çiğnemeden yutulur. Bu küre en fazla yedi gün devam edilir. Kullanılacak karanfilleri yutmadan önce ortadan ikiye bölüp suyla yutmak daha etkilidir. Havanda ezerek daha etkili olur düşüncesine kapılmayınız. Havanda ezildikten sonra alınması yanlıştır. Etkisi azalır.
Zihin yorgunluğuna karşı birebirTaze demlenmiş bir bardak sıcak çayın içerisine 10-12 adet kuru karanfil ilave edilir. Üç-dört dakika bekledikten sonra yudum yudum içilir. Şeker ilave edilmeden içilmesi en etkili şeklidir. Çayınızı yudumlarken ağzınıza gelen karanfil tanelerini dişlerinizin arasında hafif ezerek eminiz. İkinci bardak çay içecekseniz, içerisinde kalan karanfilleri kullanınız, yeniden karanfil ilave etmeyiniz. Karanfilli çay içimini günde iki, haftada dört kereden fazla uygulamayınız. Alışkanlık haline getirmeyiniz. Vücut direncinizin azaldığı, zihin yorgunluğu ve strese bağlı yorgunluk hallerinde uygulayınız.

DİKKAT:

KARANFİL KÜRÜ UYGULANIRKEN:İshal şikayetlerinde karanfil, çay olarak içilmemelidir. Birkaç yudum oda sıcaklığındaki su ile alınmalıdır. Trombozit (platelet) düşüklüğü sorunu yaşayan hastaların karanfil kürünü uygulamamaları gerekir. Özellikle bazı ilaçlar, yan tesir olarak trombozit düşüklüğüne neden olabilmektedir. Bu türden ilaçları kullanan hastaların karanfilden uzak durmaları gerekir. Kullanacağınız karanfillerin raf ömrünün bir yıldan daha fazla olmamasına özen gösteriniz. Bir yıldan fazla beklemiş karanfilleri kullanmayınız. Kuru karanfili iki parmağınızın arasında ezmeye çalıştığınızda, eğer kolayca kırılıp ufalanıyor ise, kullanmayınız. Raf ömrünü çoktan doldurmuş demektir.
Kanser hastalarına yardımcıKemoterapi veya radyoterapiye bağlı gelişen ishaliniz var ise, birkaç günlük karanfil kürü mükemmel bir yardımcıdır.

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu.Bitkilerle gelen sağlık